-
ANKARA (A.A) - Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) 10-11 Temmuz 2010'da gerçekleştirilen Kamu Personeli Seçme Sınavı'nın (KPSS) sorularının çalındığı ve kopya çekildiğine ilişkin iddialara yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, ÖSYM'deki bilgisayarlarda yapılan incelemenin bugünkü bölümü sona erdi, incelemelere yarın da devam edilecek.
YÖK Denetleme Kurulunca savcılık kanalıyla mahkemeden alınan karar doğrultusunda polisin, ÖSYM'nin Bilkent'teki ana hizmet binasında dün başlattığı inceleme-araştırmanın, bugün sabah başlayan bölümü tamamlandı.
Çalışmalarını mesai saatinin bitiminde sona erdiren 3 kişilik ekip, binadan ellerinde çantalarla çıktı. Polisler, çantaları bir minibüse yükledikten sonra ayrıldı.
Polislerin bugünkü çalışmalarında, KPSS'nin Eğitim Bilimleri sorularını hazırlayan komisyon üyelerinin çalışmalarını yürüttükleri bilgisayarlar ile sınav hizmetleri birimindeki diğer bilgisayarların ana belleklerini kopyaladıkları öğrenildi.
ÖSYM'den alınan verilerin, Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce geniş kapsamlı araştırılacağı belirtildi.
Polislerin ÖSYM'deki incelemelerinin yarın da devam edeceği öğrenildi.
'İrticayla mücadale eylem planı'nı yazdığı iddiasıyla 4 ay önce tutuklanarak cezaevine konan Kurmay Albay Dursun Çiçek ölüm orucuna başladığını açıkladı. Albay Çiçek, "hukuk cinayeti bitinceye kadar orucumu açmayacağım" dedi.
İrtica ile mücadele eylem planı davasında 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Kurmay Albay Dursun Çiçek, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 11'inci duruşmasında tahliye talebinde bulundu.
Savunmasını yaptıktan sonra tahliye talebinde bulunan Albay Dursun Çiçek, talebinin reddedilmesinin ardından 'ölüm orucuna' başladığını açıkladı.
Albay Dursun Çiçek'in avukat kızı İrem Çiçek, babasının kendi el yazısıyla gönderdiği notu, gözyaşlarına boğularak okudu.
İrem Çiçek, babasının ölüm orucuna başladığına dair notu okumakta zorlandı.
"İftira, yargısız infaz ve tutsaklık bitinceye, hakimler, hukuk ve vicdanlarına göre karar verinceye, hukuk ve adalet geri gelip hukuk cinayeti bitinceye kadar orucumu açmayacağım. Evet, babam artık orucunu açmayacak"
Bu arada İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, suç vasfının değişme ihtimali ve dosyadaki mevcut delil durumunu dikkate alarak yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunan Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya'nın tahliyesine karar verdi. Akkaya hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu.
(Haber Türk)
İSTANBUL (CİHAN)- Aleviler, 2005 yılında Alevi vatandaşların din hizmetlerinin kamu hizmeti olarak sunulması konusunda, başbakanlık aleyhine açılan davayı kaybetmesi ve Türkiye'deki iç hukuk yollarının sona ermesi üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gidiyor. İçinde çok sayıda Alevi derneklerini barındıran Alevi Vakıfları Federasyonu adına bir açıklaması yapan Cem Vakfı Genel Başkanı Profosör Doktor İzzettin Doğan, Hükümeti, verilen sözleri yerine getirmemekle suçladı. Türkiye'de iç hukuk yollarının tükenmesiyle AİHM'e gitmekten başka çarelerinin kalmadığını vurgulayan Doğan, Başbakan'ın Alevi dedeleriyle ilgili sözlerini 'İpe sapa gelmez' olarak niteledi. Doğan, 12 Eylül'de de şahsi olarak oyunun 'hayır' olacağını ifade etti.
2 bine yakın Alevi vatandaşın Başbakanlık aleyhine açtığı davanın Danıştay'da son bulması üzerine alevi dernekleri, davayı AİHM'e götürme kararı aldı. İçinde çeşitli Alevi derneklerini bulunduran Alevi Vakıfları Federasyonu, konuyla ilgili The Marmara Oteli'nde bir basın toplantısı düzenledi. Federasyon adına konuşan Cem Vakfı Genel Başkanı Profösör Doktor İzzettin Doğan, Türkiye'de iç hukukun tükenmesiyle birlikte Alevi derneklerinin yol haritasını paylaşmak üzere toplandıklarını söyledi. Türkiye'de din hizmetlerinin bir kamu hizmeti olarak görüldüğünü ve ne şekilde yapılacağının kanunlarla belirlendiğini hatırlatan Doğan, "Anayasa'da din hizmetleri bir kamu hizmeti olarak kabul ediliyorsa, uygulamada o kamu hizmeti, dini inançları olan her vatandaşa eşit bir şekilde, ayrım yapılmadan ulaştırılması gerekir" dedi.
Sayılarının 25-30 milyonu bulduğunu öne sürdüğü Alevilerin yok sayıldığını ve sayılmaya devam ettiğini belirten Doğan, din hizmetlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı'nca sadece Sünni İslam anlayışını, 8-10 yıldır da vehabi İslam anlayışının yansıtacak biçimde sadece Sünni inancını benimsemiş insanlara verildiğini ifade etti. İnsanların yasalar önünde eşit olduğunu vurgulayan Doğan, idarenin kamu hizmeti niteliğindeki din hizmetlerinde hiçbir ayrıma gidemeyeceğini söyledi.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidara geldiklerinde Alevilerin çektikleri zahmetleri daha kolayca anlayacağını ve sorunlarını çözmek için kolları sıvayacaklarını düşündüklerini aktaran Doğan, "Ama huzurlarınızda açıkça söyleyeyim, tam 5 yıl bekledik. 5 yıl en ufak bir hareket olmadığını görünce olayı yargı ortamlarına taşımak zorunda kaldık ve dava açtık. 2 bine yakın insan, isteseydik 200 bin kişi olurdu bu sayı, ama mahkemelerin kırtasiye yükünü arttırmamak için 2 bin kişiyi temsilen Başbakanlığa ve Milli Eğitim Bakanlığı'na açılan davalar nihayet kısa süre önce sonuçlandı ve kesinleşti. Özetle mahkeme Ankara 6. İdare Mahkemesi kararında Alevilerin ciddi ve tutarlı bir inancı oluşturduğunu, bundan hiç kimsenin kuşku duymadığını ancak mevcut hükümleri karşısında mahkemenin vereceği başka bir karar bulunmadığını ve davanın reddedilmesi gerektiğine hükmetti. Biz bu karara karşı temyiz yolu olarak Danıştay'a müracaat ettik. Danıştay da temyiz merci olarak kararı yerinde buldu." şeklinde konuştu.
Alevilerin dava konusu olan isteklerini sıralayan Doğan bunları , 'alevi vatandaşlara din hizmetlerinin kamu hizmeti olarak sunulması, cemevlerinin resmi ibadethane statüsünde sayılması, inanç önderlerinin kamu görevlisi olarak istihdamı ve bu hizmetlerin verilebilmesi için genel bütçeden pay ayrılması' şeklinde sıraladı. AİHM'e başvuruyu 12 Eylül referandumundan önce yapma kararı aldıklarını kaydeden Doğan bunun gerekçesini de şöyle açıkladı: "Çünkü Anayasa paketinde bireylere Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkı tanınıyor. Yani bizim için yeni bir hukuk yolu açılıyor. Onun için doğrudan AİHM'e gidemiyoruz. O da çok uzun zaman alacağından referandum öncesi başvurumuzu bugün yapacağız."
Konuşmasının sonunda basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Doğan, Başbakan'ın alevi dedeleriyle ilgili sözlerini de, "İpe sapa gelmez, belki de kendi amacını aşan sözlerini de duymaktan büyük üzüntü duyduk." şeklinde yorumladı.
"Referandumla ilgili Alevilerin oyları ne olacak?" şeklinde soruya da Doğan, "Alevi yurttaşlara karşı bir ayrım içinde olmadığını anlatması yetmez. İnandırması gerekiyor. Bu anayasa değişikliğini 24 maddenin üzerinde herhangi bir anlaşmazlık yok. Ama yargı organlarının yapısı söz konusu olduğunda, değiştirilmek istendiği biçimiyle yeni yargı tipi modeli yasama ve yürütmeye yargının da eklenmesi ve böylelikle totaliter rejime gitmenin zeminini hazırlamak olarak görüyoruz. Sayın Başbakanın bu konuda çok konuşması ve inandırıcı olması lazım. Yani buradan amaç bu iki maddeyle Alevileri tasfiye amacı gütmediğini, Alevilerle ilgili öyle bir sorunun bulunmadığını, Alevilere karşı ayrımcı bir muamele yapmadığını, yapmak istemediği konusunda hem alevi yurttaşları hem de Alevi yurttaşlarla etle tırnak gibi olmuş Sünni kardeşlerimizi ikna etmek zorundadır. Bence bu kampanyanın en kritik noktası budur. Bunu etmediği sürece benim oyum, İzzettin Doğan olarak hayırdır."
İSTANBUL (A.A) - ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasının tutuklu sanığı Albay Dursun Çiçek'in avukatları tarafından mahkemeye verilen dilekçede, tensip zaptıyla alınan yakalama emrinin kaldırılması istendi.
Tutuklu sanık Çiçek'in avukatları Celal Ülgen ve Hüseyin Ersöz tarafından hazırlanarak, davanın görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine verilen dilekçede, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) ''yakalama emri ve nedenleri'' başlığını taşıyan 98. maddesinin 3. fıkrasında ''Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri, re'sen veya cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim veya mahkeme tarafından düzenlenir'' denildiği anımsatıldı.
Dilekçede, bir kişi hakkında kovuşturma aşamasında yakalama kararı verilebilmesi için sanığın kaçak durumda olması gerektiği ifade edilerek, yasa koyucunun kaçak kavramını hakimin takdirine bırakmadığı, hangi hallerde sanığın kaçak durumuna düşeceğini düzenlediği kaydedildi.
Mahkeme tarafından ulaşılamayan kişiye kaçak denildiği belirtilen dilekçede, Çiçek hakkında kaçak kararı verilebilmesi için de o kişinin saklanması, mahkemenin usulüne uygun olarak bir tebligat çıkarması ve zorla getirilme kararının uygulanamıyor olması gerektiği anlatıldı.
Mahkeme tarafından düzenlenen tensip zaptında ise tutuklamaların gerekçeleri yazıldıktan sonra yakalama emri çıkarıldığı belirtilen dilekçede, mahkemenin bu kararla Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer alan ama yeni CMK'da bulunmayan gıyabi tutuklama kararını geri getirdiği kaydedildi.
''Bu tensip zaptıyla alınan kararlar yalnız hukuka aykırı değil, aynı zamanda hukuksal bir gaftır'' ifadelerine yer verilen dilekçede, mahkemenin salt şüphe ile tutuklama kararı verdiği iddia edildi.
Dilekçede, mahkemenin daha önceden 2 ayrı heyet tarafından serbest bırakılan Çiçek hakkında tensip zaptı ile yakalama çıkaramayacağı ve bu yöntemle tutuklama yapamayacağının açık olduğu ifade edilerek, mahkemenin 2 ağır ceza mahkemesinin tahliye kararının ardından, sanıkların tutuklanmasını gerektirecek kanıt durumunda, dosyaya yeni bir belge geldiğinde tutuklama kararı verebileceği belirtildi.
Dilekçede, mahkemenin 29 Nisan 2010 tarihli tensip zaptıyla beraber aldığı yakalama emrinin kaldırılması ve Çiçek'in salıverilmesi istendi.
-"BEDRETTİN DALAN BANA GÜVENMEMİŞ"
İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasının tutuksuz sanığı İlhami Ümit Handan, Bedrettin Dalan'ın özel kalem müdürü olmadığını ve İstek Vakfı tarafından öğrencilere verilecek olan burslarla ilgili başvuruları kontrol ettiğini söyledi.
Duruşmada daha sonra çapraz sorgusuna geçilen Handan, Savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in, burs verilecek kişilerle ilgili araştırmayı nasıl yaptığını sorması üzerine, çevresinin geniş olduğunu, emniyet, MİT, savcılık ve askeriyede tanıdıkları olduğunu ve bu kişilere sorduğunu bildirdi.
Pekgüzel'in ''Burs başvurusu yapacak kişiler size nasıl ulaşıyordu? Makamınız ya da telefonunuzun olmadığını söylediniz'' demesi üzerine Handan, üniversitede olduğunu, bir ihtiyaç duyulduğunda sekreterin kendisini bulduğunu, bazen korumaların odasında oturduğunu anlattı.
Dalan'ın yurt dışına çıkışı konusunda kendisine yardımcı olup olmadığı sorulan Handan, ''Normalde uçak biletlerini biz alırız. Ancak o gün uçağa bineceğini son anda havalimanında görevli polis Y.Y'den duydum. Dalan'ın yurt dışına çıkacağını bilmiyordum'' yanıtını verdi.
Handan, koruma polisi Mehmet'in de Dalan'ın Ankara'ya uçacağı şeklinde rapor hazırladığını, kendisinin de yolculuğun Ankara'ya yapılacağını sandığını ifade etti.
Handan, Savcı Pekgüzel'in, ''Size o kadar yakın olan birisi, her defasında biletlerini dahi sizin almanıza rağmen bu defa neden gideceği yer konusunda size bilgi verilmedi?'' şeklindeki sorusuna ise ''Devlete yakın ve devletini seven birisi olduğum için bana güvenmemiş olsa gerek'' dedi.
-''DALAN HAVAALANINA KILI KILINA YETİŞTİ''-
Handan, ''Dalan ve eşi, havaalanına kılı kılına yetişti. Normalde bir gün önceden oradaki memur arkadaşlar her şeyi ayarlıyordu. Ancak o gün böyle bir şey olmadı. Bileti biz almadık. Dalan ve eşi bir anda havaalanına gelerek çıktılar. Yanlarında koruma polisi ve şoförü Coşkun Umur vardı. Ben dışarıda bekledim'' şeklinde konuştu.
Savcı Pekgüzel'in sanıklardan MİT görevlisi olan tutuksuz sanık Özel Yılmaz'ı nereden tanıdığını sorduğu Handan, Yılmaz'ı 13-14 yıldır tanıdığını ifade ederek, ''Çocuklarının burs işlemleri için gelip gidiyordu. Burslar senelikti. Her burs alan kişi yılda bir kez geliyordu'' dedi.
Dalan ile Özel Yılmaz'ın nasıl tanıştıkları da sorulan Handan, Dalan'ın İstanbul'a yeni gelen başsavcı, emniyet müdürü ve MİT başkanlarını ziyareti sırasında tanıştıklarını anlattı.
Pekgüzel'in ''Dalan yurt dışına çıkmadan önce Yılmaz ile bir araya geldi mi?'' diye sorduğu Handan, Özel Yılmaz'ın ameliyat olmasının ardından Dalan'ın ziyaretine gittiğini, yurt dışına çıkmadan önce Yılmaz'ın Dalan'ı ziyarete gelmediğini anlattı. Dalan'ın yurt dışına çıkışıyla ilgili Özel Yılmaz ile görüşmediğini anlatan Handan, Dalan'ın istediği zaman Yılmaz ile görüşebileceğini kaydetti.
-VELİ KÜÇÜK-
Handan, ikinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanığı Tuncay Özkan'ın da Dalan'ı ziyarete geldiğini, öğle yemeği yediklerini ve Özkan'ın eşinin Yeditepe Üniversitesi'nde çalıştığını belirtti.
Pekgüzel'in ''Veli Küçük'ü tanıyor musunuz?'' diye sorduğu Handan, ''4-5 yıl önce arabayla gelip gidiyordu. Resmi kıyafetle ve resmi arabayla geliyordu. Fazla kalmıyordu. Sivil kıyafetle geldiğini görmedim'' yanıtını verdi.
Pekgüzel'in ''O sırada Küçük'ün görevi neymiş'' dediği Handan, ''Jandarma Bölge Komutanıymış'' şeklinde yanıt verdi.
Handan, ''Drej Ali'' lakaplı Ali Yasak'ın da üniversiteye gelip gittiğini, tavla oynadığını ifade etti.
Duruşma, Handan'ın çapraz sorgusuyla devam ediyor.
ANKARA (A.A) - Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel, ''Silahlı bir terör örgütü var, yaptıkları var. Buna karşı devlet, silahlı mücadelesini sürdürecektir tabii, bitinceye kadar'' dedi.
Orgeneral Özel, Merkez Orduevi'nde düzenlenen 30 Ağustos resepsiyonunda gazetecilerle sohbet etti. Bir gazetecinin ''Jandarma Genel Komutanlığı'nda devir teslim sessiz oldu, niçin?'' sorusuna, ''Öyle gerekti'' yanıtını verdi.
''Sizin gelecek dönemde Genelkurmay Başkanı olmanız konusunun Yüksek Askeri Şura toplantıları esnasında gündemde çok yer alması, üzerinizde baskı oluşturdu mu?'' sorusu üzerine Orgeneral Özel, 43 yıldır görev yaptığını ve mütevazı bir hayatı olduğunu belirterek, ''Ben ileriye yönelik planlar hiçbir zaman yapmam. İtaate inanırım, görev tevdi edilir, ben de yaparım'' dedi.
Sivil-asker ilişkileri konusunda ne düşündüğüne ilişkin soruyu yanıtlayan Orgeneral Özel, böyle bir ayrıma karşı olduğunu dile getirdi. Orgeneral Özel, üniformasını çıkardığında sivil olarak, hatta zaman zaman da korumasız dolaştığını ve hiç kimsenin asker olduğunu bilmediğini söyledi.
Irak sınırının korunmasının Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na devredilmesiyle ilgili soru üzerine Orgeneral Özel, bu konuda çalışmalar yaptıklarını belirtti.
Sınır güvenliği konusunda farklı yapılanmalar oluşturulması yönündeki tartışmaların hatırlatılması üzerine de Orgeneral Özel, devletin üst kademesinin bu konuyu çözmesi gerektiğini kaydetti.
Sınır güvenliğinin jandarmadan Kara Kuvvetleri'ne devrinin terörle mücadeleyi nasıl etkileyeceği yönündeki soruya karşılık Orgeneral Özel, ''Devir olsa da beraber çalışıyoruz. Oradaki jandarma birlikleri, bizim harekat komutamızda, terörle mücadele konusunda görev veriyoruz, yapıyorlar'' dedi.
Orgeneral Özel, ''Silahlı bir terör örgütü var, yaptıkları var. Buna karşı devlet, silahlı mücadelesini sürdürecektir tabii, bitinceye kadar'' diye konuştu.
ANKARA (A.A) - Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, "Tek tip askerlik daha Bakanlar Kurulu'nda görüşülmedi. Genelkurmay Başkanlığında bir çalışma var" dedi.
Gönül, Merkez Orduevi'nde düzenlenen 30 Ağustos Resepsiyonu'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bedelli askerlikle ilgili çalışma yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine Gönül, şunları söyledi:
''Bedelli askerlikle ilgili hiçbir çalışma yok. Bedelliyle ilgili çalışma yapmaya da gerek yok. Bedelliyle ilgili kanunda hüküm var. Genelkurmay diyecek ki 'ihtiyacımdan fazla asker var' ondan sonra bedelliyi işletmeye başlayacağız.''
Başka bir gazetecinin ''tek tip askerliğe'' yönelik sorusu üzerine de Gönül, ''Tek tip askerlik daha Bakanlar Kurulu'nda görüşülmedi. Genelkurmay Başkanlığında bir çalışma var'' dedi. -
İZMİR (CİHAN)- AK Parti İzmir İl Başkanı Ömür Kabak, Gültepe Çağdaş Romanlar Derneği'nin düzenlediği iftara misafir oldu. İl Başkan Yardımcısı Habib Sünbül ve Yönetim Kurulu Üyesi Cemal Bekle'nin de katıldığı iftarda Roman vatandaşlardan büyük ilgi gören Kabak, yemekleri bizzat dağıttı. Iftarın ardından vatandaşlarla sohbet eden Kabak, halk oylamasının önemine vurgu yaptı.
AK Parti iktidarına kadar hiçbir hükümetin muhatap almadığı Roman vatandaşların hakettiği yaşam standartına kavuşması için somut projelerle çalıştıklarına dikkat çeken Ömür Kabak, "Böyle içten bir topluluğa bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Buraya gelen kardeşlerimizde samimiyet var, dostluk var. Bunu hepinizin gözlerinde görebiliyorum. Roman kardeşlerimizin konut, eğitim ve en önemlisi işsizlik sorunları var. Buradaki çocuklarımızın da avukat olması, doktor olması gerekiyor. İnanıyorum ki önümüzdeki yıllar daha güzel olacak. Bunu hep birlikte. demokrasi içinde sağlayacağız. Millî birlik içinde, kardeşlik hukukunda gerçekleştireceğiz. AK Parti hükümetinin istediği Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi'nin özünde de bu var." dedi.
ANKARA (CİHAN)- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'dan ayrılışı sırasında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün Tekirdağ'dan yaptığı "Eğer samimiysen, 13 Eylül'den önce oturalım başörtüsünü çözelim." önerisini cevapsız bıraktı. Bu yöndeki soruya "O bana bir soru soruyor. Ama ben ona daha önce bir soru sormuştum. Sayın Başbakan, bu soruya önce yanıt versin" şeklinde cevap veren Kılıçdaroğlu, 7 Eylül'deki Antalya mitingine eski genel başkan Deniz Baykal'ın da katılmasını istediğini söyledi.
BAŞÖRTÜSÜ SORUSUNU YANITSIZ BIRAKTI
Kemal Kılıçdaroğlu, Adana'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Başörtüsü konusunda CHP eğer samimiyse 13 Eylüle kadar gelsin, çözelim" şeklindeki sözlerini hatırlatarak, "Sizin bir yanıtınız olacak mı?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Ben Erdoğan'a daha önce bir soru sormuştum. Benim sorum şuydu. 2006 tarihinde TBMM'ye Sayın Başbakan'ın imzasıyla bir kanun teklif geldi. Bu teklif, terör örgütünün kurucusu ve üyelerine af getiriyor. Bu terör örgütünün kurucusu kim? Sayın Başbakan, bu soruya önce yanıt versin. Ondan sonra benim düşüncelerimi sorarsa, büyük bir samimiyetle açıklarım. O bana bir soru soruyor. Ama ben ona daha önce bir soru sormuştum." diye konuştu.
BAYKAL'I ADANA MİTİNGİNE DAVET EDECEK
Kılıçdaroğlu, bir başka gazetecinin "7 Eylüldeki Antalya mitingi için Sayın Baykal'ı arayıp davet edecek misiniz? Bir konuşma yapmasını isteyecek misiniz?" sorusuna, "Sayın Baykal gelirse, bundan büyük bir mutluluk duyarım. Konuşma yaparsa daha da mutlu olurum" diye cevap verdi. Kılıçdaroğlu, "Arayıp davet edecek misiniz?" şeklindeki soruyu ise "Elbette, niye olmasın?" şeklinde cevapladı.
ANKARA (A.A) - Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani'ye, 57. hükümet döneminde silah ve para verdiği iddiasına ilişkin olarak açıklama yaptı.
MHP Basın Bürosu'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Bahçeli, ''PKK'nın en büyük destekçisi olan, Türkiye'ye her fırsatta dil uzatma cüretini gösteren Barzani hakkında bugüne kadar söylediklerinin arkasında olduklarını ve bu peşmerge reisi hakkındaki kanaatlerinin hiçbir şekilde değişmediğini'' belirtti.
Bahçeli, bir gazetede yer alan ve kendisinin 57. hükümet zamanında Barzani'ye silah ve para verdiği yönündeki haberin maksatlı olduğunu öne sürerek, ''Bu maksatlı haber, İmralı ile referandum pazarlığında suçüstü yakalanan Başbakan'ın ve yandaşlarının içine düştükleri panik hali ve çaresizliğin bir tezahürüdür'' dedi.
''Söz konusu haberle ilgili olarak sahibinin sesi maşaları değil, onları kullanan Başbakan'ı muhatap aldığı'' ifadesini kullanan Bahçeli, açıklamasında devamla şu soruları yöneltti:
''Devletin arşivi ve gizli belgeleri AKP hükümetinin elindedir. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Barzani'ye yapılan yardıma onay verdiğine ilişkin bir belge varsa Başbakan'ı bunu açıklamaya davet ediyorum. Barzani'ye silah verilmiş midir, kimin aracılığıyla verilmiştir?
Irak'la ilişkiler, Barzani ve Talabani ile son 15 yıl içinde yapılan temas ve işbirliği hakkındaki devlet arşivlerindeki bilgi ve belgeler de AKP hükümetinin elindedir. Başbakan Erdoğan'a bu konuda şu açık çağrıda bulunuyorum;
Barzani hangi dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından kullanılmış, Barzani'nin peşmergeleri Özel Kuvvetler Komutanlığının emrinde PKK'ya karşı yürütülen mücadelede hangi görevleri yapmıştır?
Barzani'ye PKK ile mücadele için bu dönemde ne kadar para ve silah yardımı yapılmıştır?
Barzani'ye bu yardımların verildiği dönem, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in bu peşmerge reisinin 'postal yalayıcısı' olduğunu söylediği dönem midir?
Barzani'nin desteğiyle hangi PKK yöneticileri Irak'ın kuzeyinde yakalanıp Türkiye'ye getirilmiştir?
ABD'nin Irak'ı işgalinden sonraki dönemde Barzani'nin PKK teröristlerine sağladığı fiziki koruma, lojistik destek ve siyasi himaye ne olmuştur?
AKP hükümeti bugün 'ağabey' dediği, kırmızı halılarla karşıladığı Barzani'ye PKK'ya desteğini kesmesi için baskı yapmış mıdır, yaptırım uygulamış mıdır?
Ekim 2009'da Habur'da PKK'lı bir terörist grubunun Türkiye'ye girişinden önce AKP hükümeti Barzani ve onun aracılığıyla Kandil çeteleri ile hangi pazarlıkları yürütmüştür?
Barzani yönetiminin Başbakanı Neçirvan Barzani, Habur ihanetini AKP hükümeti ile hazırladıklarını, dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner'in bu amaçla görevlendirildiğini açıklamıştır. 2 Kasım 2009 tarihli Türk basınında yer alan bu haber yalanlanmamıştır. Başbakan, kendisine bağlı MİT Müsteşarı'na Habur ihaneti planlaması için ne talimat vermiştir, pazarlık nasıl yürütülmüştür?
Başbakan Erdoğan'ı dürüst ve namuslu olmaya, elinde bulunan devlet arşivindeki bu konulardaki bilgi ve belgeleri açıklamaya çağırıyorum. Kendisi açıklamaz, bundan kaçarsa günü geldiğinde bunların açıklanacağını ve kendisinin de çok mahcup olacağını bilmesini istiyorum.''KONYA (CİHAN)- Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, her vesileyle halkın kendi iradesine sahip çıkması gerektiğini söyledi. Davutoğlu, "Eğer atalarımız bu kadar iddialı olmasalardı bir Selçuklu İmparatorluğu olmayacaktı, Osmanlı Devleti de olmayacaktı. Eğer Osmanlı'nın güçlü bir iddiası olmasaydı bugün Türkiye Cumhuriyeti olmayacaktı. Biz dünyanın en güçlü ülkeleri arasında olmak zorundayız. Bunun sadece ve sadece bir şartı var; milli iradeye dayanan bir siyaset, yani sizin iradeniz. İşte 12 Eylül'deki halk oylaması bunun için önemli." dedi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bir dizi ziyaret amacıyla Konya Ereğli'ye geldi. Cuma namazını Ereğli Ulu Camii'nde kılan iki bakan halkın yoğun ilgisi ile karşılaştı. Cumadan sonra kılınan cenaze namazına da iştirak eden iki bakan, dışarıdaki kalabalık nedeniyle daha fazla ilerleyemeyince cami avlusu yanındaki çay ocağının önünde birer konuşma yaptı.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "Sevgili Ereğlililer bütün samimiyetimle şunu söylemek istiyorum. Biz istiyoruz ki bu oylama sonucu yüzde 80 ve yüzde 90'lara çıkaralım ve bu anayasa oylaması demokrasi ve özgürlük mücadelemizin bir cevabı olsun.'' dedi.
Bakan Davutoğlu da Ereğli'nin ulaşım hatları ve enerji ve ticaret yolları açısından çok önemli bir şehir olduğunu ifade etti. Davutoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Ereğli önümüzdeki yıllarda da inşallah kültür turizm ve ticaret kenti yapmaya kararlıyız. Bizi birçok platformda eleştiriyorlar. Ne kadar çok iddialısınız diye. Eğer biz ve atalarımız bu kadar iddialı olmasalardı. Bir Selçuklu İmparatorluğu olmayacaktı. Eğer atalarımızın güçlü bir iddiası olmasaydı Osmanlı Devleti de olmayacaktı. Eğer Osmanlı'nın güçlü bir iddiası olmasaydı bugün Türkiye Cumhuriyeti olmayacaktı. Biz dünyanın en güçlü ülkeleri arasında olmak zorundayız. Bunun sadece ve sadece bir şartı var. Milli iradeye dayanan bir siyaset, yani sizin iradeniz. İşte 12 Eylül'deki halk oylaması bunun için önemli. Her vesileyle halkımız kendi iradesine sahip çıkmalı. İnşallah sizlerin destekleriyle 13 Eylül sabahı Türkiye bütün dünyanın her köşesinde yankı uyandırsın. Ama bunun için Sayın Bakan'ın söylediği gibi güçlü bir evetle yüzde 80 ve 90'larla bunu sağlayabiliriz.''
Konuşmaların ardından Ereğli Uzun Çarşı'da esnaf ziyaretleri yapan iki bakan ve milletvekilleri, kaymakamlığı da ziyaret ederek Ereğli Kaymakamı Hasan Bağcı'dan ilçe hakkında bilgi alışverişinde bulundu.
KASTAMONU (CİHAN)- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bir dizi temaslarda bulunmak üzere Kastamonu'nun Tosya ilçesine geldi. Cuma namazını tarihi Abdullah Paşa Camii'nde kılan Arınç Cumhuriyet Meydanında halka hitap etti.
Referandum ile ilgili olarak halkı bilgilendiren Bülent Arınç, Türkiye'nin son elli yılda darbeler nedeniyle çok geri kaldığını belirtti.
Arınç, "Darbelere karşı demokrasi mücadelesini başlatan Menderes ve arkadaşlarını hayırla yadediyoruz. Anayasanın daha önce birçok maddesi değiştirildi. Bu değişiklikliğin de daha önce yapılan değişikliklerden farkı yoktur. Özelikle demokrasi adına,ülkemizin dünyada söz sahibi olması için özgürlüklerin önünün açılması gerekir. Demokrasi içinde yaşamak isteyen ve darbe zihniyetini kabul etmeyen her aklı başında insanın evet demesi gerekir." dedi.
AKPINAR (A.A) - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ''(Bunu siz getirdiniz bundan dolayı hayır diyoruz) diyorlar. Biz öcü müyüz?'' dedi.
Yıldız, Kırşehir'in Akpınar İlçesi meydanında vatandaşlara seslenirken, Türkiye'nin her sektörde normalleşmesini sürdürecek bir yapı içerisine girdiğini söyledi.
Hükümetleri döneminde yapılan çalışmaları anlatan Yıldız, şunları söyledi:
''Şimdi yolu yaparken, enerjiyi yaparken, okulu yaparken yargının, yasamanın, yürütmenin dışarıda kalmasını bekleyemeyiz. Bu topyekün bir kıvam meselesi, tıpkı pekmez ve tahin arasındaki kıvam gibi. O yüzden Türkiye'deki gelişmelerin bir kıvama gelmesi lazım. Türkiye artık kabına sağmıyor.
Referanduma 2 hafta kalmasına rağmen Anayasa değişikliği paketindeki bazı maddelere hala neden hayır denildiğini anlayamıyoruz. Niçin hayır dediklerini açıklamıyorlar. Bu yalnızca AK Parti'nin projesi değildir, yalnızca bir partinin omuzlarında gidecek bir konu da değildir. Toplumun her kesimini, en küçük mülki amirimiz olan muhtarlarımızdan başlayarak toplumun her kademesindeki insanın kayıtsız kalamayacağı ve Türkiye'nin ilerlemesi, önünün açılmasıyla ilgilidir. Sivil toplum örgütlerimizin, hanımlarımızın, bacılarımızın, kardeşlerimizin, hepimizin bu konuya kayıtsız kalmaması gerekir.''
-''BİZ ÖCÜ MÜYÜZ?''-
''Bizim kimliğimizi tartışıyorlar'' diyen Yıldız, ''(Bunu siz getirdiniz bundan dolayı hayır diyoruz) diyorlar. Biz öcü müyüz? Biz bu ülkenin üniter devlet yapısının korunmasıyla alakalı en üst seviyede çaba gösteren, bu ülkenin kalkınmasıyla alakalı, ekonomisiyle alakalı, enflasyonla, faizle alakalı birçok şey yaptık. Bu ülkenin gerçek kahramanları bizleriz. Bu ülke için gerçek uğraşanlar bizleriz'' görüşünü dile getirdi.
Yıldız, kimliklerini tartışanların kendilerine haksızlık yapmamasını isteyerek, mütevazi bir şekilde yetiştirildiklerini ancak, vatana ve millete hizmet etmekte tevazu göstermeyeceklerini, gayretlerinin bitkin düşene kadar süreceğini anlattı.
-
ŞAM (CİHAN)- Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Ramazan Bayramı'nın ardından İran'a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Esad, Tahran ziyaretinde İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile bir araya gelecek. Esad ve Ahmedinejad görüşmesinde ikili ilişkiler ve bölgesel konular değerlendirilecek. Esad'ın ziyareti, zamanlaması açısından da önem taşıyor.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ramin Mihmanpervez dün gerçekleştirdiği haftalık olağan basın toplantısında Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın İran'ı ziyaret edeceğini duyurdu. Sözcü Mihmanpervez, Suriye lideri Esad'ın Ramazan Bayramı'nın ardından Suriye'ye gerçekleştireceği ziyarette, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile bir araya geleceğini, görüşmede iki ülke arasındaki stratejik ilişki sürecinin değerlendirileceğini söyledi.
Suriye Devlet Başkanı Esad, İran'ı son olarak Ağustos 2009'da ziyaret etmişti. Esad'ın İran'a gerçekleştireceği ziyaretin zamanlaması da dikkat çekiyor.
Lübnan ve İsrail askerleri arasında Ağustos ayı başında gerçekleşen sıcak çatışma bölgede tansiyonu yükseltmişti. İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki yaptığı açıklamada bölgede olası çatışmanın sadece bölge ile sınırlı kalmayacağı uyarısında bulunmuştu. Mutteki, Suriye'den yaptığı açıklamada Lübnan'a yönelik bir saldırıya sessiz kalmayacaklarını belirtmişti.
İki gün önce de Lübnan Başbakanı Saad Hariri gece geç saatlerde Şam'a gelerek Esad ile görüştü. Sahurda da devam edilen görüşmede Hariri ve Esad, bölgedeki gelişmeleri ve Lübnan'daki son durumu ele aldı.
Öte yandan Kuveyt'te yayınlanan Al - Rai gazetesi, Lübnan merkezli Şii Hizbullah grubu ile Suriye'nin İsrail'e karşı güç birliği oluşturacağını öne sürdü. Gazete, Hizbullah ile Suriye'nin potansiyel savaş ceplerini bölmek amacıyla ortak bir güç kurma konusunda anlaştıklarını yazmıştı.
Al-Rai gazetesine konuşan kaynaklar, Hizbullah ve Suriye'nin askeri güçlerini koordine edecek bir ortak karargah kurma konusunda anlaştıklarını ve karargah komutasının da biri Suriyeli diğeri Hizbullah'tan olmak üzere iki komutanda olacağı iddia etmişti.
MOSKOVA (CİHAN)- Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, ülkenin Orenburg kentinde yeni açılan askeri okul öğrencileriyle bir araya gelerek önemli tavsiyelerde bulundu. Medvedev, "Bugün bilgisayar, otomatik tüfek ve tank gibi silahlardan daha önemli" dedi.
Başkan Medvedev, Rusya'da geleneksel 1 Eylül yeni öğretim yılını Kazakistan sınırındaki Orenburg kentinde kutladı. Orenburg'ta Kadet (Askeri okul) Okulu'nun açılış merasimine katılan Medvedev, ülkenin her bölgesinde bu tür askeri okul sayısını artıracaklarını kaydetti. Rusya Başkanı, "Sizler burada okuyan ilk çocuklar olacaksınız. Bu büyük şeref ve büyük mutluluk. Çünkü, burada gerçekten de her şey akıl ve teknolojiyle yapılmış. Çağdaş eğitim kurumları böyle olmalı. Biz eğitimimizin modernleştirilmesiyle uğraşıyoruz ve bunun için para harcıyoruz." diye konuştu.
Daha sonra Medvedev, okulu gezerek sınıfları dolaştı. Bir sınıfta geleceğin askerleri olacak çocuklarla muhabbet eden Medvedev, kendilerine önemli tavsiyelerde bulundu. Bilgisayar kullanmayı bilmenin önemli olduğunun altını çizen Rusya Başkanı, "Bilgisayar kullanmasını bilmeyen insan normal bir subay olamaz, vatanının savunucusu olamaz ve genelde ekonomimizin başka alanlarında çalışamaz. Bugün bilgisayar otomatik tüfek ve tank gibi silahlar kadar önemli. Ama daha ciddi söyleyeyim, bilgisayar daha önemli." dedi.
Rusya Eğitim Bakanlığı'na göre, 1 Eylül'de 1,5 milyon çocuk ilk eğitimine başlıyor. Bu rakam, 2009 yılına göre 50 bin fazla. Toplam olarak Rusya'da okullarda 12,8 milyon çocuk eğitime başladı. Bu da geçen yılla kıyaslamada 150 bin az az. Demografik durumdan kaynaklanan sorun 1998 yılından bu yana yaşanıyor.
KOPENHAG (CİHAN)- Danimarka Başsavcısının Roj TV davasının açıldığını duyurmasının ardından Danimarka Polisi'nin dün Roj TV merkezine baskın düzenlediği öğrenildi. Polis, başkent Kopenhag'da bulunan merkezdeki bilgisayarlara ve dosyalara el koydu. Edinilen bilgilere göre baskın sırasında gözaltına alınan kimse olmadı. Danimarka polisinden konuyla ilgili henüz bir açıklama gelmedi ancak 6 yıldır soruşturmayı yürüten Savcı Lise-Lotte Nilas baskını doğruladı.
Öte yandan Başsavcısı Joergen Steen Soerensen'in dün yaptığı açıklamada Roj Tv'nin PKK'nın ve onun bir kolu olan Kontra-Gel'in eylemlerini teşvik ettiğini açıklamasının arından gözler Radyo Televizyon Üst Kuruluna çevrilmişti. Herkes, daha önce iki kez Roj Tv'nin PKK propagandası yapmadığı yönünde karar veren Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun davanın açılmasının arından televizyonun yayın lisansını iptal edip etmeyeceğini merak ediyordu. İşte bu açıklama bugün öğlen saatlerinde Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanı Christian Scherfig'den geldi. Danimarka devlet televizyon DR'ye konuşan Scherfig, şu an için Roj TV'nin lisansının iptal edilmesinin söz konusu olmadığını ifade etti. Başsavcının açıklamalarının ardından Roj TV'nin daha yakından takip edileceğini ifade eden Scherfig, "Savcılık makamında yeni deliller varsa bunları dikkate almak zorundayız." dedi. Kendilerinin Radyo Televizyon Üst Kurulu olarak birkaç yıl önce Roj TV'nin yayınlarını incelediklerini belirten Scherfig, bu süre içerisinde televizyonun yayın anlayışının değişmiş olabileceğini ifade etti.
PARİS (A.A) - Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Washington'da perşembe günü başlayacak Ortadoğu barış görüşmeleri için ''En iyi müzakere biçimi, çabuk olanı'' dedi.
Sarkozy, Washington'daki barış görüşmelerinin açılışına katılacak Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Müberek'le görüşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı ve görüşmelerin uzamasının bölgede ve dünyada sadece fanatiklerin işine yarayacağı görüşünü savundu.
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, ''En iyi müzakere biçimi, çabuk olanı. Herkes barış için gerekli çözüm parametrelerini biliyor. Müzakerelerin uzun sürmesi sorunun çözümüne yardımcı olmayacak'' dedi
Sarkozy, iki tarafta da siyasi iradenin ortaya konulmasının, çözüm için önemli olacağını söyledi. Mübarek, basın toplantısında, gerek Filistin gerek İsrail tarafının sorumluluk üstlenerek, görüşmelerde barış için ortaya çıkan bu fırsatı değerlendirmeleri gerektiğini söyledi.
İki lider de, yaptıkları açıklamada, 20 Kasımda Barselona'da düzenlenecek ''Akdeniz için Birlik'' zirvesinin, Ortadoğu barış görüşmelerine ivme kazandırması için iyi bir fırsat olması temennisinde bulundu.ATİNA (A.A) - Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Dimitris Druças, "Türkiye'nin, Yunanistan'ın Ege'de karasularını 12 mile çıkarmasını savaş nedeni sayma (casus belli) kararının iptal edilmesinin, olumlu bir adım olacağını" söyledi.
Druças, Atina bölgesinde yayın yapan özel "KANALİ 1? radyo istasyonuna verdiği demeçte, Türk Yunan ilişkileri ile Kıbrıs konusu ve Yunanistan-İsrail yakınlaşmasına değindi.
"Türkiye'nin, Yunanistan ile olan ilişkilerde son zamanda olumlu mesajlar vererek, olumlu hareketlerde bulunduğunu" ifade eden Druças, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, iki ülke ilişkilerinin iyileştirilmesi konusundaki açıklamalarında samimi olduğuna inandığını" belirtti.
Druças, "Türkiye'nin, Yunanistan'ın Ege'de karasularını 12 mile çıkarmasını savaş nedeni sayma (casus belli) kararıyla" ilgili sorular üzerine, "Bunun kabul edilemez olduğunu ve böyle bir şeyin hiçbir zaman olmaması gerektiğini" kaydetti.
"Türkiye'nin bu konudaki kararını iptal etmesinin olumlu yönde bir adım olacağını" ifade eden Druças, şöyle konuştu:
"Ancak, daha önce defalarca ifade ettiğim bir şeyi bir kez daha söylemek istiyorum. Biz, Türk siyasi yöneticilerinin, Başbakan Erdoğan'ın olumlu mesajlar olarak bizlere gönderdiklerine inanmak ve güvenmek istiyoruz. Burada, Atina ziyareti sırasındaki görüşmelerde de ifade ettiği gibi bizlere vermeye çalıştığı olumlu mesajları ve niyeti kastediyorum. Yani, kendisinin de, ülkelerimiz arasında yakın işbirliği konusunda ilerlemesini arzu ettiğini."
Druças, "Başbakan Erdoğan'ın bu niyetinde samimi olduğuna inandığını" ifade ederek, "Ancak, artık sözlerden fiiliyata geçmemiz lazım. Elle tutulur sonuçlar görmeliyiz. Ve bunun en yakın zamanda gerçekleşmesi lazım. Burada şunu da belirtmek isterim, son zamanda (Türkiye tarafından) olumlu mesajlar ve olumlu hareketler görüyoruz. Sumela manastırında yeniden ayin yapılması Ortodoksluk için ve tüm Helenizm için çok önemlidir. Heybeliada Ruhban Okulu konusunda bir hareketlilik gözlüyoruz" diye konuştu.
Kıbrıs konusuna değinen Druças, "Uluslararası toplumun tüm faktörlerinin, Kıbrıslı Rumların ve Türklerin baskı ve suni zaman süreçleri olmadan özgürce kendi aralarında konuşmalarına ve AB'deki ortak geleceklerini müzakere etmelerine katkıda bulunması gerektiğini" ifade ederek, "Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın son haftalarda sunduğu öneri ve görüşleriyle, Kıbrıs sorununun çözümüne yapıcı bir şekilde katkı sağlamaya çalışanın kendisi olduğunu kanıtladığını" iddia etti.
Druças, Atina'da cami yapımı konusuyla ilgili bir soru üzerine, "Atina'da bir cami yapımına karar verildiğini, ancak bunun Türkiye'nin hareketleriyle bir ilgisi bulunmadığını" kaydetti.
Druças, "Bu konuda bakanlar kurulu kararı var. Ancak bunun Türkiye'nin yapmış olduğu herhangi olumlu bir hareket ile ilgisi yok. Biz, bir ülkenin tüm vatandaşlarının dini hakları dahil tüm haklarına tam saygı konusunda söylediklerimizi ve diğer ülkelerden talep ettiklerimizi gerçekten kast ediyoruz" dedi.
BURSA (CİHAN)- Geçtiğimiz yıllarda gezdiği Bursa'ya hayranlığını gizlemeyen İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth, Bursa ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini istedi.
Kraliçe Elizabeth'in Bursa'ya gösterdiği özel ilgiyi Bursa Valisi Şahabettin Harput açıkladı. Önceki gün kendisini ziyaret eden İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Giles Portman'ın Kraliçe Elizabeth'den selam getirdiğini dile getiren Vali Harput, kraliçenin Bursa'ya olan sevgisinin devam ettiğini söyledi. İngiltere-Türkiye arasındaki ilişkilerin iki katına çıkartılacağını hatırlatan Kraliçe'nin, Bursa'ya dikkat çektiğini belirten Vali Harput, "Özellikle Bursa'ya özel önem verilmesini istemiş. Bursa'nın İngiltere ile olan ilişkilerinde, otomotiv ve tekstile ilaveten turizmi de öncelikleri arasına alması talimatı vermiş. Özellikle de İngiliz turistlerin Uludağ, tarih ve termal konusunda Bursa'dan istifade etmeleri noktasında ciddi bir hareket başlatmak istediklerini söylediler." dedi.
İngiltere ile ilişkilerin oldum olası iyi olduğuna dikkat çeken Vali Harput, "Bu durumun, turizm yatırımcıları için de önemli bir cazibe oluşturacağını düşünüyorum." diye konuştu.
ULUDAĞ'DAKİ İŞLETMELER SORUN YAŞAMAYACAK
Vali Harput, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın, Milli Parklar Genel Müdürlüğü 4916 sayılı kanun kapsamında Uludağ'daki işletmelerin bir çoğunun tahsis belgesini iptal etmesiyle ilgili bir soruyu cevaplandırdı.
Uludağ'daki ruhsata aykırılıklar dolayısıyla daha önce düzeltilmesi için kendilerine süre verilen işletme sahiplerinden bazılarının, yapması gerekenleri yerine getirmediğini dile getiren Harput, şöyle konuştu: "Bunun üzerine böyle bir yola başvurulmuş. Ama süreç bitmiş değil. Uludağ'da mutlaka iyiye doğru bir gidiş olacak. Bakanlıkla görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Umuyorum bir çözümde buluşacağız. Uludağ'daki işletmelerimiz için bir sıkıntı yaşanacağını düşünmüyorum."
-
MALATYA (CİHAN)- Malatya Uluslararası Film Festivali'nde 65'i uzun metraj olmak üzere, belgesel ve kısa filmlerle birlikte 100'e yakın film sinemaseverlerle buluşacak. Gösterim programında 2010 yapımlarının yanı sıra, usta sinemacıların son filmleri ve sinema dünyasının yeni keşfi genç yönetmenlerin ilk filmleri de izleyicilerin karşısına çıkacak.
İstanbul Organizasyon'dan yapılan açıklamaya göre, altı bin yıl öncesine dayanan tarihiyle, dünyanın en eski kentlerinden biri olarak, en eski saraya ve kral mezarına sahip olan Malatya, ilk kez bir uluslararası bir film festivaline ev sahipliği yapacak.
Malatya Valiliği ve Malatya Kayısı Araştırma - Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından 16 Kasım - 2 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Malatya Uluslararası Film Festivali'nin iki ayrı film yarışmasıyla başlayacak.
Festival film programının oluşturulması, yan etkinliklerin ve onur ödülleri sahiplerinin belirlenmesi, festival programında yer alan yarışmaların ön ve ana jürilerinin belirlenmesi gibi konularda yetkili olan Danışma Kurulu'nda oyuncu Nehir Erdoğan, sinema sanatçısı İzzet Günay, tiyatro ve sinema oyuncusu Kenan Işık, festival yönetmeni Ali Sönmez, sinema eleştirmeni Alin Taşçıyan ve yönetmen Muzaffer Hiçdurmaz da yer alacak.
Festival süresince 65'i uzun metraj olmak üzere, belgesel ve kısa filmlerle birlikte 100'e yakın filmin sinemaseverlerle buluşacağı, gösterim programında 2010 yapımlarının yanı sıra, usta sinemacıların son filmleri ve sinema dünyasının yeni keşfi genç yönetmenlerin ilk filmlerinin de izleyicilerle buluşacak.
Festivalde, ilk yılından başlamak üzere mizah ve alt türlerinde çekilmiş, yabancı ve yerli filmlerin birlikte yarışacağı, 'Uluslararası Altın Kayısı Uzun Metraj Film Yarışması hayata geçirilecek. Uluslararası yarışmada, toplam 12 filmin 'Altın Kayısı Ödülü' için yarışacak. Festival danışma kurulu ve yarışma seçici kurulu tarafından belirlenecek olan filmler, yarışma ana jürisi tarafından 'En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu' dallarında değerlendirilecek. Yarışmaya katılmak isteyenlerin festival merkezine 1 Ekim 2010 tarihine kadar müracaat etmeleri gerekiyor.
ANKARA (A.A) - Güney Afrika'da 2010 Dünya Kupası'nın kulaklara yer eden Vuvuzela'nın unutulmasına gönlü razı olmayanlar, bu yerel çalgının geridönüşüm projelerinde farklı kullanımlarına ilişkin fikirlerin toplandığı bir blog oluşturdu.
"Wozela" adını taşıyan ve "http://wozela.wordpress.com/" adresinden ulaşılabilen blogda, "gürültü değil farklılık yaratın" sloganı kullanıldı.
Tüm dünyadan, Vuvuzela'nın farklı kullanım biçimlerine ilişkin bloga gelen fikirler arasında sulama kovası, bahçe çiti, direksiyon kilidi, rende, el arabası, su filtresi, fare kapanı, makas yer aldı.
İlginç fikirler, video kaydı, fotoğraf ya da çizim olarak blogda yerini alacak. En çok beğenilen fikirler, hayata geçirilmek üzere yerel sanatçıların eline teslim edilecek ve böylece dünya genelinde satışa sunulabilecek.
Ayrıca en fazla beğenilen 50 fikir bir ay boyunca Güney Afrika'da, Johannesburg ve Cape Town'da sergilenecek.
Vuvuzela hayranlarının ve bu geleneksel çalgının sesinden nefret edenlerin "geridönüşüm" fikirleri 30 Eylüle kadar bloga gönderilebilecek.MADRİD (A.A) - İspanya'nın demokrasiye geçisinde çok önemli bir rol oynayan, 23 Şubat 1981'deki darbe girişimi sinemaya aktarılıyor.
Yarbay Antonio Tejero'nun önderliğindeki bir grup İspanyol askerinin, 23 Şubat 1981'de İspanyol meclisini basarak yönetime el koyma çabası sadece bir gece sürmüş, Kral Juan Carlos'un girişimiyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı. İspanya'nın demokrasiye geçişinde önemli bir yer tutan bu darbe girişimi, yaklaşık 30 yıl aradan sonra sinemada ele alınacak.
"23-F" (23-Şubat) verilen filmin yönetmenliğini Juan Maria de la Pena'nın üstleneceği, Yarbay Tejero'yu Paco Tous, Kral Juan Carlos'u da Fernando Cayo'nun canlandıracağı ve filmin bütçesinin yaklaşık 4,5 milyon avro olacağı açıklandı.
İspanyol meclisinin film seti olarak kullanılmasına izin verileceği belirtildi. İspanyol meclisinin, çekimler için meclis binasının kullanılmasına başta izin vermediği, ancak yapılan görüşmeler ve Kültür Bakanlığı'nın desteğiyle, talep edildiği gibi 3 hafta olmasa da iki günlüğüne çekim yapılmasına onay verdiği kaydedildi.
23 Şubat'taki darbe girişimi, dizi olarak bu yıl bir İspanyol özel televizyonunda yayımlamış ve büyük ilgi toplamıştı.
"23-F"nin, darbe girişiminin 30. yılı olan Şubat 2011'de vizyona girmesi bekleniyor.LOS ANGELES (A.A) - Blues gitaristi Eric Clapton'ın yeni solo albümü 28 Eylül'de piyasaya çıkıyor.
Reprise Records'dan yapılan açıklamaya göre, sanatçının ''Clapton'' adını taşıyan derleme albümünde, aralarında eski sevgilisi Sherly Crowl ve eski Blind Faith grubunun üyesi Steve Winwood'un da bulunduğu konuk sanatçılar yer alıyor.
Clapton'ın 5 yıl aradan sonra çıkardığı 19'uncu albümü 14 parçadan oluşuyor.
Gitaristin bundan önceki solo albümü ''Back Home'' 2005 Eylül'de Billboard 200 listesinde 13'üncü sırada yer almıştı.ANTALYA (CİHAN)- Deep Purple ve Rainbow gibi müzik gruplarının solistliğini de yapmış olan ünlü rock yıldızı Joe Lynn Turner, Antalya'da uluslararası rock müzik festivali düzenlemek istediğini söyledi. Turner, festivale dünyaca tanınan çok ünlü isimleri çağıracağını ifade etti.
Joe Lynn Turner, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın'ı ziyaret etti. Turner Antalya'da gerçekleştirmeyi planladığı uluslararası rock müzik festivali için Akaydın'dan destek istedi.
Joe Lynn Turner, ziyarette Antalya'nın dünyanın bildiği bir şehir olduğunu söyledi. Antalya'nın dünyanın birçok ülkesinden ziyaretçi ağırladığını hatırlatan Turner, Türkiye'deki dostlarıyla birlikte uluslararası rock müzik festivali düzenlemeyi istediğini söyledi. Turner, festivale dünyaca tanınan çok ünlü isimleri çağıracağını dile getirdi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın böyle bir festivalin Antalya'da gerçekleşmesi için gereken desteği verebileceklerini söyledi. Uluslararası rock müzik festivalinin Antalya'ya yakışacağını ifade eden Akaydın, "Şehrimize gelecek ünlü sanatçılar hem ülkemizin hem de Antalya'mızın tanıtımına büyük katkı sağlayacaktır. Biz zaten Antalya'nın kültür ve sanat şehri olması için sürekli etkinlikler düzenliyoruz. Böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmak bizi çok mutlu eder." dedi.
İSTANBUL (A.A) - Selim Demirdelen'in senaryosunu yazdığı ve yönettiği ilk filmi ''Kavşak'', 1 Ekimde seyirciyle buluşacak.
''Anlat İstanbul'' adlı filmin yönetmenleri arasında bulunan ve birçok ödüllü reklam filmiyle adını duyuran Selim Demirdelen'in filminin yapımcılığını Türker Korkmaz/Arti Film yaptı.
Başrollerini Güven Kıraç ve Sezin Akbaşoğulları'nın paylaştığı filmde, Umut Kurt, Cengiz Bozkurt, Yücel Erten, Nihal Koldaş, Mete Horozoğlu ve Dolunay Soysert de rol aldı.
Filmde mutlu evliliği ve bir kızı olan muhasebe şirketinde şef olarak çalışan adamın hayatının nasıl değiştiği anlatılıyor. -
ANKARA (A.A) - İnternet Medya ve Bilişim Federasyonu Başkanı Nizamettin Bilici, internet yayını yapan işitsel, basılı ve görsel medya organlarının sahiplerinin ve çalışanlarının aynı kategoride yer almasını sağlamak için örgütlendiklerini belirtti.
Bilici, yaptığı yazılı açıklamada, doğru internetin ve bilişimin toplum hayatında yaygınlaştırılması, zararlarının ortadan kaldırılıp yararlı olarak kullanılmasını sağlamak amacıyla İnternet Medya ve Bilişim Federasyonu'nu kurduklarını ifade etti.
Federasyonun çalışmalarını yürütürken, ülkenin gelişmesi, yurt içi ve yurt dışında tanıtılması, evrensel hukuk normlarına uygun demokratik hukuk devleti anlayışının yerleşmesi, ulusal ve uluslararası boyutta barışa hizmet edilmesi, sivil toplumun kurumsallaşması ve sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerini arttırması konularını gözeteceğini kaydeden Bilici, hedeflerini şöyle sıraladı:
''İnternet standartlarının oluşumuna katkıda bulunmak, internet üzerinden işlenen insan hakları ihlallerini ve fikri sınai hak ihlallerini engellemek, internetin hukuku, sosyolojisi ve ekonomisi konusunu sağlamlaştırmak, bu sektörde çalışanların sosyal güvenlik sorunlarına eğilmek, sektörün tespiti konusunda araştırmalar yapmak.''ANKARA (A.A) - Hacettepe ve Atılım Üniversitesi mühendislerinin ortak çalışmasıyla, halen pek çok bilinmeyeni barındıran beynin şifrelerinin çözümüne bir adım daha yaklaşıldı. Türk mühendislerin büyük oranda yerli kaynaklarla geliştirdiği sistem, beynin elektriksel işlemlerinin x, y, z koordinatlarını milimetrik olarak hesaplayabiliyor.
Uluslararası yayını yapılan ve patent başvuru hazırlıkları süren sistem sayesinde şizofreni, epilepsi gibi nörolojik hastalıklarla yetenek, zeka gibi kavramların da çok daha net olarak ortaya konulması bekleniyor.
Hacettepe Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Uğur Baysal ve Atılım Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gökhan Şengül'ün ortak geliştirdiği sistem, mevcut yöntemlere göre, düşük hata oranı, kolay kullanılırlığı, ucuz ve güvenilirliği ile bilim çevrelerinin de dikkatini çekiyor.
Doç. Dr. Uğur Baysal, yaptğı açıklamada elektronik ve biyomedikal mühendisi olarak beyin araştırmaları konusunda cihaz ve yazılım geliştirme üzerine yurt içi ve yurt dışı kaynaklı çalışmalar yürüttüğünü dile getirdi.
Bir çeşit elektrik üreten cihaz olan beynin elektriksel aktivitelerinin yerinin doğru tespit edilmesinin önemine işaret eden Baysal, mevcut yöntemlerin insan faktörüne dayalı olarak çalıştığını ve hatalı sonuçlar verdiğini söyledi.
Doç. Dr. Baysal, Yrd. Doç. Dr. Şengül'ün doktora tez çalışmasının bir bölümünü oluşturan ve yaklaşık 4 yıl süren çalışmaları sonunda beynin elektriksel aktivitelerinin x, y ve z koordinatlarını hatasız şekilde belirlemeye yardımcı olan bir sistemi geliştirmeyi başardıklarını bildirdi.
Mevcut yöntemlerin bu koordinatları tespitinde 8 milimetreye kadar hata yaparken, geliştirdikleri sistemle bu hatayı 1 milimetrenin de altına düşürdüklerini belirten Baysal, ''Böylece sistemimizde, neredeyse hata payı yok diyebiliriz. Sistem, baş etrafında 360 dereceyi 7-8 dakikada dönerek sürekli fotoğraf çekimi yapıyor. Bu bilgiler doğrultusunda bilgisayar yazılımları ile elde edilen elektrot konumları da elektriksel işlevlerin yerini tespit etmede kullanılıyor'' dedi.
Yrd. Doç. Dr Gökhan Şengül de elektrotları renk kodlarıya tespit eden çalışmalarına ilişkin şu bilgileri verdi:
''Her bir elektrodun fotoğraflarda ayırt edilmesi gerekiyor. Bunun için de bir görüntü işleme ve örüntü tanıma algoritması geliştirdik. Sistem, bu sayede tam otomatik olarak çalışır hale geldi. Böylece bilgisayarda tek tuşa basarak kamerayı baş etrafında döndürüyoruz. Fotoğraf makinesi, beynin içeriğini görmüyor ancak başın yüzey bilgisini alıyor.
Dönme bittikten sonra da fotoğraflar bilgisayara aktarılıyor ve bir başka butonla da elektrot konumları çıkarılıyor ve böylece bu tespitler kullanıma hazır hale geliyor.''
Şengül, Çalışmalarının, Annals of Biomedical Engineering dergisinde yayımlanarak uluslararası literatürdeki yerini aldığını da sözlerine ekledi.LONDRA (CİHAN)- İngiliz bilim adamı Stephen Hawking, insanlığın büyük tehlike altında olduğunu belirterek, çıkış yolunu ise uzay olarak gösterdi.
'Big Think' adlı siteye mülakat veren Hawking; savaşlar, kaynak sıkıntısı ve aşırı nüfusun insan soyunu tehdit eden riskler olduğunu söyledi. Yüz yıl içinde böyle bir felaketi önlemenin zor olacağını belirten Hawking, "Uzun süre varlığımız koruyabilmek için tek şansımız uzaya yayılmak." dedi. Hawking, bu mümkün olana kadar insanlığın nükleer savaşlar gibi büyük felaketlerden korunması gerektiğini dile getirdi.
Dünyaya en yakın güneş sisteminin şimdiki teknoloji ile 50 bin yıllık uzaklıkta olduğu değerlendirildiğinde yaşanabilir gezegenler bulmak için insanlığın daha fazla çalışması gerektiği belirtiliyor.
ANKARA (A.A) - Türk akademisyenler, dünyada üzerinde çalışılan binlerce molekülden yalnızca bir tanesinin ilaca dönüşebildiği klinik ilaç çalışmalarına önemli ölçüde katkı sağlayabilecek projelere imza atıyor.
Atılım Üniversitesi kimya laboratuvarlarında, bugüne kadar geliştirilen yan etkilerinin mevcutlarına oranla daha az olacağı tahmin edilen onlarca model ilaç kompleksinin, tasarımı, sentezi, kanser gelişim mekanizmaları üzerindeki etkinliği ve toksisite mekanizmaları için gerekli tüm testler yapılabiliyor. Ayrıca biyoetkinliği saptanan yapılara ait ilaç hedef belirleme çalışmaları da farklı memeli hücre modellerinde test edilebiliyor.
Araştırmacılar, sentezledikleri moleküllerin ilaca dönüşmesi için uluslararası kuruluşlarla iş birliği yapabilmek için laboratuvar alt yapılarını da tamamıyla yeniledi.
Atılım Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği ve Uygulamalı Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şeniz Özalp Yaman, platin içeren antitümör ilaçlarına karşı ilginin 1960'lı yıllarda Rosenberg'in platin komplekslerinin hücre bölünmesini durdurduğunu gösteren tesadüfi deneyi ile başladığını, günümüzde kanser ilacı olarak kullanılan Cisplatin'in Amerikan gıda ve ilaç kurumunca 1978 yılında antitümör ilacı olarak onaylandığını anımsattı.
Özellikle yumurtalık ve testis kanserlerinde çok etkin olduğu bilinen Cisplatin'in başarılı kemoterapik etkilerine nazaran, bulantı, kusma, böbrek rahatsızlıkları, sinir sisteminde meydana gelen deformasyonlar gibi pek çok önemli yan etkilere de sahip bulunduğuna işaret eden Yaman, ''Bu nedenlerle, daha etkin, kanser hastalarının yaşam kalitesini arttıracak, ağızdan alınabilecek, suda çözünebilir ve ilaç direncini yenmiş yeni platin ilaçlarının sentezi büyük bir önem taşıyor'' dedi.
Doç. Dr. Yaman, son beş yıldır TÜBİTAK ve AB gibi kurumların desteğiyle, kanser ilacı olma potansiyeli taşıyan çeşitli platin kompleksleri üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
LAS VEGAS (A.A) - İnternetin ve alan isimlerinin yönetiminden sorumlu Amerikan kuruluşu (Icann), siber korsanların kullanıcıları aldatmak için sahte siteler kullanmalarını engelleyecek yeni güvenlik önlemleri getirildiğini açıkladı.
Icann'in internet güvenliğinde uzman bir kuruluş olan Verisign ve ABD Ticaret Bakanlığı ile ortaklaşa geliştirdiği sistem, internet sitelerine yasal olduklarını ispat edecek bir "şifreli kimlik" tahsis ediyor.
Sistem, böylece bilinen ve meşru sitelere benzeyen sahte sitelere ve internet kullanıcılarının kişisel bilgilerini sağlayacak virüs ve kötü niyetli programları indirmelerine engel olacak.
Icann Direktörü Rod Beckstrom, yeni güvenlik önleminin tanıtımı amacıyla Las Vegas'ta düzenlenen konferansta, bunun her açıdan tarihi bir gelişme olduğunu söyleyerek, "Bu güvenlik sistemi bilgisayar kullanan herkes için iyi bir şey ve bizim için de çok şey ifade ediyor" dedi.
Örneğin Google gibi arama motorları, bir bankanın online işlem sayfasının gerçek olup olmadığını söyleyebilecek.
İSTANBUL (A.A) - Google, zararlı yazılımlar içeren veya Google'ın kalite ilkelerini herhangi bir şekilde ihlal eden siteler belirlendiğini bildirdi.
Google yetkililerinin yaptığı yazılı açıklamada, Google'ın, arama endeksinin kalitesini korumak için çalışmalar yaptığı belirtilerek, şu bilgilere yer verildi:
''Zararlı yazılımlar içeren veya Google'ın kalite ilkelerini herhangi bir şekilde ihlal eden siteler belirlenmektedir. Tarayıcıların güvenlik açıklarından faydalanarak zararlı yazılımlar yükleyen (malware, spyware ve truva atları gibi virüsler) siteler, bu ilkeleri ihlal etmekte olup Google'ın endeksinden çıkartılabilir. Buna anahtar kelimeler ve benzeri web sitesi içeriklerini manipüle ederek istenmeyen arama sonuçları yaratan 'spam'ciler de dahildir ve düzenli olarak endeksimizden çıkartılmaktadırlar.'' -
Haftalık karikatür dergisi Penguen KPSS'deki kopya rezaletini kağaına taşıdı.
ANKARA (A.A) - Türk Malı adlı dizide, Abiye ve Erman Kuzu karakterlerinin kullandığı bozuk Türkçe nedeniyle Show TV'den savunma istemesine ilişkin eleştirileri yanıtladı.
Prof. Dr. Dursun, yaptığı açıklamada, Türk Malı dizisinde pek çok kelime, deyim, özlü söz, özel isim, unvan, yer ismi, terim ve yabancı kelimelerin yoğun olarak yanlış kullanıldığını belirterek, ''Dizide dilin yanlış kullanılması en önemli mizah unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Üstelik bu televizyon gibi etkili bir mecrada yapılıyor'' dedi.
Televizyonda ve mizah programlarında Türkçe eğitimi verilmesi gibi bir beklentilerinin olmadığını ifade eden Dursun, şunları kaydetti:
''Ülkemizde günlük ortalama televizyon izleme süresinin beş saate yakın olduğunu göz önünde bulundurursak, televizyon programlarında kullanılan dilin izleyicilerin konuşmaları üzerinde ne kadar etkili olabileceğini görürüz. Konunun uzmanları ve eğitimciler de bu görüşteler.
Mizah dergilerini birkaç bin kişi okur, televizyon programlarını ise aynı anda milyonlarca kişi izliyor. Üst Kurulun, Türk Malı dizisiyle ilgili kararı eleştirilirken göz ardı edilen husus budur.''
Prof. Dr. Davut Dursun, bazı haberlerde iddia edildiği gibi dizinin RTÜK tarafından engellenmesinin ya da yayından kaldırılmasının yasal açıdan söz konusu olmadığını, Üst Kurulun diziyle ilgili kararını yayın kuruluşunun savunması alındıktan sonra vereceğini bildirdi.
Prof. Dr. Davut Dursun, Kuruluşun savunması yeterli bulunmadığı takdirde yasaya göre uygulanacak müeyyide program durdurmadır. Bu, programın yayından kaldırılması anlamına gelmemektedir. Bu arada Üst Kurulun bütün idari işlemlerinin yargı denetimine açık olduğunu belirtmekte yarar var'' diye konuştu.
ANKARA (A.A) - TRT'nin titiz bir çalışmayla bandrol gelirlerini incelediği, bandrol alacağıyla ilgili olarak dolandırıldığının tespit edildiği ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu bildirildi.
TRT Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, TRT'de yapılan geçmiş uygulamalarda bandrole tabii tüm cihazlar için tek tip bandrol kullanılmakta olduğunu belirterek, ancak uygulamada düşük matrahlı ürün için bedeli mukabili alınan bandrollerin yüksek matrahlı ürünlere yapıştırıldığı ve bu suretle TRT'nin bandrol açısından dolandırıldığının tespit edildiği kaydedildi.
Bu durumun önüne geçmek amacıyla Nisan 2009 tarihinden itibaren cihaz türü bazında farklı bandrol uygulamasına geçildiği ifade edilen açıklamada, halen ithalatçı veya imalatçı bandrole tabi cihaz satıcısı firmaların bandrol taleplerinin TRT tarafından 8 ayrı tip ve renkte bastırılmış olan bandroller ile karşılandığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
''Kurumumuza yapılan bir ihbarda, ismi geçen firmanın 2009 ve 2010 yıllarında yurt dışından çeşitli ülkelerden oldukça yüklü miktarlarda televizyon ithalinde bulunduğu ve ithal ettiği televizyonları ise yurt içi piyasada satışa sunduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte anılan firmanın bugüne kadar kurumumuzla hiçbir mükellefiyet ilişkisi kurmadığı gibi satışını gerçekleştirdiği televizyonlar için Kurumumuza ödemesi gereken bandrol ücretini de ödemediği tespit edilmiştir.''
TRT'den mini radyo ithalat belgeleri karşılığında alınan bandrollerin televizyon satışlarında kullanıldığı tespitinin yapıldığı belirtilen açıklamada, ''Bu iddialarla ilgili olarak sunulan belgelerle birlikte bahsi geçen firmalar hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu suç duyurusundan hareket ile 11 Ağustos 2010 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları ile İstanbul polisince çeşitli firmalar nezdinde operasyonlar yapılmıştır.
Dolandırıcılığın boyutları ve olaya ismi karışan firma ve kişilerin isimleri önümüzdeki dönem kamuoyumuzla paylaşılacaktır'' denildi.Taraf gazetesinin ‘BDP boykotu esnetebilir’ başlıklı haberini kesin bir dille yalanlayan BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, boykot tavrını daha da güçlendirmek için yeni planlama yaptıklarını belirterek, “Bu haberler tamamen maksatlıdır, çarpıtmadır, yalandır, halkımızın kafasını karıştırmaya yöneliktir. ‘BDP’nin siyasi tutumunda bir değişiklik olmuyorsa, bari hitap ettiği kitlenin kafasını karıştıralım’ mantığıyla yapılmış, basın etiğine uymayan yalan haberlerdir” dedi.
Söz konusu gazetenin ‘BDP boykotu esnetebilir’ başlığıyla yayınladığı, DTK kongresinde BDP’lilerin ılımlı kanadının ‘evet’ yönünde tutum alınması şeklinde görüş belirttiği, ancak radikal kanadın ise boykotta ısrar ettiği yönündeki haber Gültan Kışanak tarafından yalanlandı.
Kışanak, ANF’ye yaptığı açıklamada, DTK’nin gündemleri arasında siyasal sürecin değerlendirilmesi konusunun da yer aldığını ve doğal olarak referandum sürecinin de dile getirildiğini belirterek, “Ancak kürsüye çıkan onlarca arkadaşımızın hepsi de referandumda boykot tavrının en doğru tavır olduğunu söylediler. Kürsüde boykot tavrının desteklenmesi gerektiği yönünde konuşmalar yaptılar. O kürsüden bir tek kişi bile çıkıp bu referandumda ‘evet’ denilmesi gerektiği yönünde görüş ve öneri bildirmedi” diye konuştu.
DTK’daki toplantıda, boykot tavrının Türkiye demokrasisi ve Kürt sorununun çözümü konusunda stratejik bir yaklaşım olduğu, bu tavırla birlikte yeni anayasa talebinin arkasındaki toplumsal gücün ortaya çıkartılması gerektiği yönünde görüşlerin dile getirildiğini belirten Kışanak, “Nitekim DTK’nın sonuç bildirgesinde de yeni anayasa yapılıncaya kadar boykotta bir esnemenin olmayacağı net bir şekilde yer aldı. Boykot tavrında bu kadar net olunmasına rağmen bir basın kuruluşunun farklı bir haber yapması maksatlıdır. Bu haberler tamamen çarpıtmadır, yalandır, halkımızın kafasını karıştırmaya yöneliktir. ‘BDP’nin siyasi tutumunda bir değişiklik olmuyorsa, bari hitap ettiği kitlenin kafasını karıştıralım’ mantığıyla yapılmış yalan haberlerdir” dedi.
Bunun basın etiği açısından da ayıp ve kınanması gereken bir durum olduğunu ifade eden Kışanak, şunları söyledi:
“Bir gazete kendisi ‘eveti’ savunabilir. Köşe yazılarında, yorumlarında bunu ifade edebilir, ama DTK gibi bu kadar ciddi bir kurum adına yalan haber yazma durumu olamaz. Bu kabul edilemez. İkincisi parti olarak biz defalarca bu konudaki görüşümüzü ifade ettik. Demokrasinin, Kürtlerin ve tüm farklı kimliklerin temel hak ve özgürlüklerinin güvenceye alınması açısından biz bu boykot sürecini tarihi bir süreç olarak görüyoruz. Yeni bir anayasa talebini güçlendirmek ve bunun koşullarını yaratmak için hareket ediyoruz. Bu konuda tavrımızın nedenleri çok açıktır.”
Boykot kararını almalarına neden olan durumda hiçbir değişikliğin olmadığını vurgulayan Kışanak, “12 Eylül anayasasının ortadan kaldırılması, yeni sivil bir anayasa yapılması için boykot tavrımız var. Bu tavrımızı hiçbir siyasi gelişmeyle bağdaştırmadık, izah etmedik. Biz sadece AKP’yi beğenmediğimiz için ‘boykot’ demedik. Umut ediyor ve diliyoruz ki, AKP özellikle savaş konusundaki tutumunu değiştirir ve akan kanın durmasına katkı sunacak bir duruş sergiler. Böyle bir durum olsa bile bu bizim yeni anayasa talebimizi ortadan kaldırmaz. Bizim boykot tavrımızın nedeni; Türkiye’de demokratik bir sistemin inşa edilmesine hizmet edecek yeni sivil bir anayasa oluşturulması, bu anayasanın tekçi zihniyetten oluşmaması, başka kimliklerin özgür, eşit yurttaşlar olarak yaşamasına olanak sağlamasıdır. Bunun için boykot kararı aldık” diye konuştu.
BDP’DEN BOYKOT İÇİN YENİ PLANLAMA
Diyarbakır’da dün yaptıkları MYK ve bugün gerçekleştirdikleri PM toplantılarında boykot tavrı konusunda yeni planlamalar yaptıklarını belirten Kışanak, “Tekrar ediyorum, boykot tavrımız konusunda bir tartışma yok, aksine bunu nasıl daha da güçlendirebiliriz diyerek, yeni bir planlama yapıyoruz” dedi.BİRGÜN
TÜİK, 2009'da bir önceki yıla göre gazete ve dergilerin tirajı azalırken çalışan sayısının arttığını açıkladı. Bölgesel ve yerel yayınların etkisi sınırlı. 10 basın emekçesinin üçü kadın, yedisi erkek.
Türkiye İstatistik Kurumu 2009'da Türkiye'de 6 bin 73 gazete ve derginin yayınlandığını; bunun yüzde 57'sini dergilerin oluşturduğunu açıkladı.
Bir önceki yıla göre gazete ve dergilerin tirajı yüzde 15 azaldı.
Yazılı medyayla ilgili topladığı istatistikleri açıklayan kuruma göre,
* Geçen yıl yayınlanan gazetelerin yüzde 91'i yerel, yüzde 3'ü bölgesel, yüzde 6'sı da ulusal ölçekte yayın yapıyor.
* Dergilerinse yüzde 55'i ulusal yüzde 37'si yerel.
* Tiraj açısından bakıncaysa, gazetelerin ve dergilerin yıllık toplam tirajının yüzde 82'sini ulusal ölçekte yayın yapanlar, yüzde 15,5'ini de yerel ölçekte yayın yapanlar oluşturdu. 2009'da toplam 2 milyar 266 milyon 917 bin 287 dergi ve gazete satıldı.
TÜİK'e göre gazete ve dergilerin tirajı düşerken çalışan sayısı yüzde 10 arttı.
2009 Kasım itibariyle gazete ve dergilerde çalışn 57 bin 959 kişinin yüzde 31'i kadın yüzde 69'u erkekti. Çalışanların yaklaşık dörtte üçü yayın, dörtte biri de basım ve dağıtım işçisiydi.BİANET
ANKARA (A.A) - Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Türk Malı adlı dizide, Abiye ve Erman Kuzu karakterlerinin kullandığı bozuk Türkçe nedeniyle Show TV'den savunma istedi. Dizide söz konusu karakterler tarafından değiştirilerek söylenen Türkçe kelimelerin listesini çıkaran RTÜK uzmanları, dizinin sadece iki bölümünde toplam 81 ifadenin yanlış kullanıldığını belirlediler.
Alınan bilgiye göre, Türk Malı adlı dizide, Abiye ve Erman Kuzu karakterleri tarafından yanlış kullanılan 81 ifadeyi listeleyen RTÜK uzmanları, kelime, deyim, özlü söz, özel isim, unvan, yer ismi, terim ve yabancı kelimelerden oluşan mini bir ''kuzu sözlük'' oluşturdular.
Üst Kurul Show TV'nin 15 gün içerisinde vereceği savunmayı yeterli bulmazsa, ''Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması''na ilişkin yayın ilkesinin (4/z) ihlali nedeniyle, kanala program durdurma cezası verebilecek.
-RAPOR-
RTÜK uzmanları tarafından hazırlanan raporda, dizide birçok kelime, deyim, özlü söz, özel isim, unvan, yer ismi, terim ile dilimize yabancı dillerden giren sözcüklerin yanlış kullanıldığı ve çok fazla argo kelimenin diyaloglarda yer aldığı belirtildi.
Bu nedenle dizinin çocuklara ve gençlere kötü örnek olduğu vurgulanan raporda, diziyle ilgili olarak 444 1 178 RTÜK İletişim Merkezi'ne gelen şikayetlere de atıf yapıldı.
Şikayette bulunan ebeveynlerin, söz konusu dizide yanlış kullanılan kelimeleri ve argo sözcükleri çocuklarına açıklamakta güçlük çektiklerini, çocukların dizideki karakterlere özenip bu sözcükleri sürekli kullandıklarını ve bu sözcüklerin adeta çocukların dillerine yapıştığını ifade ettikleri bildirildi.
-DİL DERNEĞİ YÖNETİM KURULUNUN AÇIKLAMASI-
Raporda, diziyle ilgili olarak Dil Derneği Yönetim Kurulu tarafından yapılan bir açıklamaya da atıf yapılarak, ''Hiç kimsenin dili bozarak, toplumsal değerleri göz ardı ederek gülmece yapma hevesi olmamalıdır. Gülmece sanılan kimi diziler, büyük gülmece ustalarımızı incitecek kadar düzeyi düşürmektedir. Televizyon, günümüzün en etkin, en etkileyici iletişim araçlarından biridir. Özellikle bizimki gibi eğitim düzeyi ve dil bilinci yaralı bir ülkenin televizyon yöneticileri, dizi yapımcıları ve yazarları, bu etkili aracı kullanırken çok duyarlı olmak zorundadır'' ifadelerine yer verildi.
Televizyonun insanları birçok açıdan etkilediği ve toplumsal yaşamı şekillendirmede önemli bir rol oynadığı belirtilen raporda, televizyonda argo ve yanlış dil kullanımının özellikle ilkokul çağındaki çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkisi olacağına dikkat çekildi.
Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/habersa/domains/habersahifesi.com/public_html/content_right.php on line 540



















